Ek gıdaya geçişle birlikte çoğu ebeveynin raflara bakışı değişiyor. Daha önce pek dikkat edilmeyen etiketler, içerik listeleri ve küçük yazılar bir anda önemli hale geliyor. “Organik” ibaresi de bu noktada çoğu zaman iç rahatlatan bir işaret gibi görülüyor.
Ancak son dönemde birçok anne-babanın fark ettiği küçük ama önemli bir detay var:
Bir ürünün organik olması, her zaman bebekler için şeker ve tuz açısından uygun olduğu anlamına gelmiyor.
Özellikle “şeker eklenmemiş”, “doğal içerikli” gibi ifadeler ilk bakışta güven verse de, etiketin içine girildiğinde kafa karıştıran noktalarla karşılaşılabiliyor. Bu yazıda, organik bebek gıdalarında şeker ve tuz konusunu daha yakından ele alıyor; etiketi okurken nelere dikkat edilmesi gerektiğini birlikte netleştiriyoruz.
Bebeklerin beslenmesi, yetişkinlerden çok daha farklı bir hassasiyet gerektirir. Bunun temel nedeni, vücutlarının henüz gelişim aşamasında olmasıdır. Özellikle ilk yıl, hem tat algısının hem de metabolik sistemlerin şekillendiği çok kritik bir dönemdir.
Bu dönemde sık karşılaşılan tatlar, ilerleyen aylarda bebeğin neleri sevip neleri reddedeceğini de etkileyebiliyor. Daha erken dönemde tatlı lezzetlerle tanışan bebeklerin, sebze gibi sade tatlara mesafeli durabildiği uzun süredir konuşulan bir konu. Yani verilen şeker yalnızca o anı değil, ileride oluşacak beslenme alışkanlıklarını da etkileyebiliyor.
Bu yaklaşım yalnızca ebeveyn gözlemlerine değil, sağlık otoritelerinin önerilerine de dayanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), ilk yaşta ilave şeker tüketiminin mümkün olduğunca sınırlandırılmasını özellikle vurguluyor.
Tuz konusu ise çoğu zaman daha sessiz ama en az şeker kadar önemli. Bebeklerin böbrekleri, sodyumu yetişkinler kadar rahat dengeleyebilecek olgunlukta değildir. Bu nedenle “çok az” olduğu düşünülen miktarlar bile, bebekler için gereksiz bir yük haline gelebilir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), 1 yaş altındaki bebekler için tuz eklenmemiş beslenmenin altını özellikle çizer.
Özetle: Bebeklerin sağlıklı gelişimi için ilave şeker ya da tuza ihtiyaçları yoktur.
Etiketlerde en sık karşılaşılan ifadelerden biri “şeker eklenmemiş”tir. Bu ifade çoğu ebeveyn için güven verici görünür. Ancak burada küçük bir detay vardır:
Şeker eklenmemiş olması, ürünün şekersiz olduğu anlamına gelmeyebilir.
Bazı bebek gıdalarında ilave beyaz şeker kullanılmasa bile, elma suyu konsantresi, meyve püresi ya da benzeri bileşenlerle ürün doğal olarak tatlandırılabilir. Teknik olarak bu durum etikete “şeker eklenmemiş” yazılmasına engel değildir.
Bu noktada önemli olan, ürünün ne kadar tatlı olduğu ve bu tatlılığın bebeğin damak alışkanlıklarını nasıl etkilediğidir. Özellikle ek gıdaya yeni başlayan bebekler için, daha sade ve nötr tatlarla ilerlemek uzun vadede çok daha sağlıklı bir temel oluşturur.
Bu soru ebeveynlerin en sık sorduğu konulardan biri. Kısa cevap şu:
Evet, organik ürünlerde belirli koşullarda şeker veya tatlandırıcı kullanımı yasal olabilir.
Organik sertifikalar, ürünün üretim sürecini ve kullanılan hammaddelerin kaynağını denetler. Ancak bu, ürünün mutlaka şekersiz veya tuzsuz olduğu anlamına gelmez. Yani organik olmak, her zaman bebek beslenmesi için “ideal içerik” anlamına gelmez.
Bu nedenle organik etiketi, önemli bir başlangıç noktasıdır ama tek başına yeterli değildir. Asıl fark, içeriği okuyarak ve anlayarak ortaya çıkar.
Tuz konusu genellikle “şeker kadar sorunlu değil” gibi algılanır. Oysa bebekler için durum biraz farklıdır. Henüz tam gelişmemiş böbrekler, sodyumu dengelemek konusunda zorlanabilir.
Evde hazırlanan mamalarda ya da bazı hazır ürünlerde “bir tutam” olarak görülen miktarlar bile, bebekler için gereksiz bir yük anlamına gelebilir. Uzmanlar bu nedenle ilk yaşta tuz eklenmeden beslenmeyi önerir.
Bebeklerin ihtiyacı olan sodyum, zaten doğal gıdaların kendi yapısında yeterli miktarda bulunur.
Bir ürünün içeriğini değerlendirirken yalnızca “şeker” veya “tuz” kelimesini aramak yeterli olmayabilir. Aşağıdaki ifadeler de dolaylı olarak aynı anlama gelebilir:
Bu nedenle içerik listesini bir bütün olarak okumak, yalnızca ön yüzdeki iddialara güvenmemek önemlidir.
Organibebe’de ürünleri değerlendirirken yalnızca “organik” ibaresine bakmıyoruz. İçeriğin bebeğin yaşına uygun olup olmadığı, gereksiz tatlandırıcı veya tuz içerip içermediği bizim için en az sertifika kadar önemli.
Çünkü bebek beslenmesinde küçük gibi görünen tercihler, uzun vadede büyük farklar yaratabiliyor. Amacımız mükemmel olmak değil; bilinçli ve şeffaf seçimler yapılabilmesine yardımcı olmak.
Organik bebek gıdaları, doğru seçildiğinde çok değerli bir alternatif sunar. Ancak organik etiketi tek başına yeterli değildir. Şeker ve tuz konusu, özellikle ek gıdaya geçiş döneminde mutlaka dikkat edilmesi gereken bir başlıktır.
Etiketi okumak, içerikleri sorgulamak ve sade ürünleri tercih etmek, bebeğin damak zevki ve uzun vadeli beslenme alışkanlıkları için güçlü bir temel oluşturur.
Bu yazıda yer alan bilgiler aşağıdaki kurumların rehber ve önerilerine dayanmaktadır:





